Çile Sözleri

Sevgili Kendim Tekrar kendine hoş geldin, Hiç Birşey yolunda gitmese bile Sen Kendine Geldin. Hakan hasyakan

Allah yolunda olanlar(mücahitler), çileyi düşlemez, yaşarlar, çekmeyi istemez, çekerler. Çile eridirler ve çile meydanından, ölüm hediyesiyle ayrılırlar ancak.

İnsan iki insanın yüzünü unutmaz; ihtiyaç anında yanında olanı, zor zamanda yalnız bırakanı.

Hiç umudumu kesmedim hayattan. Bugün böyle dertli olsam bile. Yarın ne haldeyim. Bilirim hepsi Allah’tan.

Bazen gözlerden yaş akmaz, kalp ağlar sadece.

Kalp kırılganlığı bir süre sonra geçer de, incinen gurur bir türlü iyileşemez.

Ey hayat! O kadar yorgunum ki, susupta ağlayasım, ölüpte dinlenesim var.

Sevilmek istiyorsan önce insan ol. Ha bu arada insanlık bedava rahat ol.

Bende unutabilmek isterdim senin gibi yaşadıklarımızı, çekip gitmek isterdim senin gibi uzak diyarlara, bende gülmek isterdim yıkıp gittiğim hayatın ardından senin gibi.

Bir tane daha ‘memnun oldu mu’ ziyan edecek lüksüm yok, o yüzden tanışmıyorum kimseyle.

Çile; hürriyetin kaybolmaması uğruna, çekilmesi gerekendir. Çileye razı olmayanın, Hür olmaya hakkı yoktur.

Zillet, çilesizin süfli halidir. Kaçmak ise çilesizlerin eylemidir.

Çilenin koynundaki yafta, başarıdır.

İnsanın büyüdükçe mi artıyor dertleri? Yoksa insan büyüdükçe mi anlıyor gerçekleri.

İçimize de atamıyoruz, orası da doldu!

Emaneti kabulleniş, aslında çileyi yükleniştir.

Beni yıpratan hayatın kahpeliği değil, İnsanların sahteliği!

Dertli bir insan içi duman dolu bir odaya benzer. Onu dinlemek, o odaya bir pencere açmak gibidir. Mevlana

Her gün biraz daha artan sensizliğe kafa tuttum. Ama mutlu ol seni unutamadığım yerde kendimi unuttum.

Gittin mi büyük gideceksin ayrılık bile gurur duyacak seninle.

Ağlıyorum yalnızlığıma, ağlıyorum sabahı olmayan yarınlarıma, şimdi sen yoksun hayatımda yaşamak neye yarar sensiz aldığım nefesin ne anlamı var söyle bana?

Her derdi içinize atarsanız, sonunda ayağa kalkamazsınız!

Düşünüyorum seni ve düşünüyorum sensizliği, seninle mutlu olan gözlerim şimdi sensiz yaşlı sevgilim.

Ben bana inananı hiç yarı yolda bırakmadım! Yarı yolda bırakanı da; bir daha adam yerine koymadım.

Kaldı işte. Çayımız bardakta, çocukluğumuz sokaklarda, mutluluğumuz kursağımızda, sevdiklerimiz uzaklarda, gülüşlerimiz fotoğraflarda. Nazım Hikmet

Boşuna mutlu olmaya çalışmayın, çalıştığınız yerden sormuyorlar!

Eski insanlar birbirine ilaçtı. Günümüz insanları ise devasız birer dert.

Nasıl da soğuyor. Sanki sırtında bir hırkaydım da, çıkarıp kenara attın.

Sensizliğin rüzgarı üşütür bedenimi, sensizliğin acısı yakar içimi canısı! Şimdi gözyaşlarım şahittir yalnızlığıma her nefesimde adını anıyorum bıraktığın yerde seni bekliyorum.

Bir insanı yalanlarla kazanmak yerine, doğrularla kaybetmeyi tercih ederim.

Bir masal daha böylelikle bitti, ve yine hayat oyuncularını seçti başrolde sen ve ben, konu ise ayrılık.

Özlüyorum seni ve seni özlüyorum kendimde, sen benden gittiğinden beri ben bende değilim, kendimi tanıyamaz oldum sensizliği kaldıramıyorum dön gel sevgili!

Dışarıdan nasıl göründüğümün bir önemi yok, içerden görebilenler yetiyor bana. Dışarıdan yargılayanlara da sözüm yok, dışarıda kalmaları yeter onlara.

Mekan her zaman bulunur da, huzur veren insan her zaman bulunmaz.

Umarım sabah tüm şehir bembeyaz olur, başka türlü bitmeyecek bu sıkıntılar.

Çile; zulme bulaşmama, zalime baş kaldırmadır.

Unutmak mümkün olsa, yıldız gözlerini unuturdum hayalimde ki gülüşünü görmek istemezdim, Unutmak isteseydim şuan ağlamazdım sensizliğime.

Pasiflik, çilesizliktir. Çilesizlik ise, bölünüş zeminidir.

Kaybetmekten korktukların, zaten hiç senin olmamışlardır.

Çilenin durduğu, bittiği noktada, sapıtma ve saptırmalar başlar.

Konuya benzer diğer yazılar...